Teşekkürler…

Uzun zamandır bloğuma yazamıyordum fakat yazmak sürekli aklımdaydı. Ilk olarak son yazdığım “Tedavi Sürecim” yazımı gördükten sonra İzmit’te Kızılay ile beraber bir kan bağışı projesi başlatarak beni çok mutlu eden ve bu projeye öncülük eden Aysun ablama çok teşekkür ediyorum. Bağışladığınız bir kanın kimin ne şekilde işine yarayacağını tahmin bile edemezsiniz, belki bir yerde birilerinin hayatını kurtarıyor bile olabilirsiniz… 

      Ayrıca bir önceki yazım hakkında çok güzel yorumlar geldi bu güzel yorumlar için herkese çok teşekkür ediyorum. Belki okurken ağlayanlar olmuştur belki de benim yaşadıklarımla çok benzer şeyler yaşayan hastane arkadaşlarım kendilerinden çok şey bulmuşlardır yazdıklarımda. Ben sadece hayatımın dönüm noktası olan süreci ve yaşamayan kimsenin anlayamayacağı zorlukları yazıya dökmek istedim. Bu konuda hiç bilgi sahibi olmayan insanlara biraz bilgi vermek istedim kendimce çünkü bizim de başımıza gelmeden önce bu konu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. 

     Mesela biz de herkes gibi maske takan insanlara önyargıyla bakardık fakat öğrendik ki maskeyi takmaktaki amaç dışarıdaki mikroplardan kendimizi korumakmış. Bu durumda tehlikeli olanlar maskeyi takanlar değil maske takanlara uzaylıymışız gibi bakanlardır. Hatta herkesin grip gibi bulaşıcı hastalığa yakalandığında başka insanlara zarar vermemeleri için maske takmaları lazım bu konuya da kısaca değinmek istedim. Bu yazıyı okuyan herkesi de maske takanlara canavarmış gibi değilde normal bir insan olduğunu unutmadan bakmalarını önemle rica ediyorum hatta kendinize engel olamayıp ” ayy yazık hasta olmuş bu yaşta (vb.) ” tarzında şeyler söylemek yerine hiç bakmadan hızlıca geçin ya da sessiz kalma hakkınızı kullanın daha iyi, çünkü kemoterapi etkisiyle hastalar agresif oluyor ve bazı hastalar (mesela ben) bu konuda anında ters tepki gösterebilir 😁😁

    
         Ve aşağıdaki fotoğraflarda da kan bağışı organizyanunda emeği geçen melek insanlar 👼🏼👼🏼👼🏼
   
   

Tedavi Sürecim

Bu yazımda her farklı doktora gittiğimde en baştan anlattığım hikayemi tekrar anlatacağım ( Aynı zamanda çok meraklı teyzelere de sürekli anlatıyorum 😓 ) Sürekli baştan anlatmak biraz sıkıcı bir hale geldi benim için ama bu blog yazısı başka. Galiba her anlattığımda her şeyi tekrar yaşıyorum gibi geliyor ama artık en azından buraya bir kez yazarım merak edenler açıp okurlar çünkü internet artık herkeste ve her yerde 💃🏻 ( bu arada yazının altına bir kaç fotoğraf koydum merak edenler bakabilir) 

  2013 yılının yazında ufak ufak sağ kalça kemiğimde ağrılarım başladı. İstanbul’da akrabalarımızın yanındaydık o zaman. Hazır İstanbul gibi hastaneleri gelişmiş bir yerdeyken iyi bir hastaneye gidelim dedik fakat sonra havaların aşırı sıcak olmasını falan bahane edip çokta önemsemedik açıkcası. Sonra İstanbul’dan dönünce dört beş günlüğüne Sinop’a tatile gittik. Yolda sırtım ağrıdı biraz bizde yorgunluktan olabilir dedik geçiştirdik. Çünkü ben çok sağlıklıydım kolay kolay hasta olmuyordum hatta son yıllarda garip bir şekilde hiç hasta olmuyordum aynı zamanda sporcu olduğum içinde bu tür rahatsızlıkların hep antrenmanlar yüzünden olduğunu düşünürdük. Sinop’tan dönünce antrenmanlara başladım aynı zamanda sırt ağrılarım da devam etti ama biz hala ısrarla antrenmanlardan dolayı olduğunu düşündük. Sonra bir Ortopedi doktoruna gittik o da bizi fizyoterapiste yönlendirdi. Fizyoterapist belimden bir MR çektirdi fakat belimden çekilen MR da bir şey göremeyince sırtımda kemik düzlenmesi olduğuna karar verdi. Bir kaç ağrı kesici ilaç verdi ve yolladı. Yaklaşık iki ay geçti ve benim ağrılarım daha çok artmaya başlamıştı. Bizde başka hastanelere gittik ve doktorun bir tanesi yumurtalığımda kist olduğunu söylemişti (bunu hatırladıkça gülerim hep 😂) o da bir kaç ilaç verdi ve gönderdi. Bu ağrı kesiciler beni biraz rahatlatmıştı ama çok uzun sürmedi. Yaklaşık üç ay geçmişti ve ve ben ağrıdan duramıyordum artık. Gün içinde en az üç tane ağrı kesici içiyordum akşam olduğunda da hemen duş alıp bir ağrı kesici içip uyumaya çalışıyordum çünkü en çok duş aldığımda rahatlıyordum. Uyuyordum iki saat sonra acılar içinde uyanarak bir tane daha ilaç içiyordum. Antrenmandan gelince hemen duş alıp yatıyordum ki sırtım ağrıdığı için annemler üzülmesinler diyordum. Eğer gerçekten dayanamıyorsam Acil Servise gidip bir iğne vuruluyordum. O iğne de iki saat falan rahat etmemi sağlıyordu sonra hemen etkisi geçiyordu. Yaklaşık 3,5 ay geçtiğinde artık hiçbir ağrı kesici ve iğne fayda etmiyordu hiç bir şekilde uyuyamıyordum ve artık sağ bacağım uyuşmaya başlamıştı. Ayakta durmakta zorlanıyordum çabucak yoruluyordum. Bu sırada karşı komşumuz olanları duymuş ve benzer bir olay onun da başına geldiği için bize geldi. Belimde fıtık olabileceğini düşünmüş çünkü bütün belirtileri aynı neredeyse. Benim de bir hafta sonra okul maçlarım vardı fakat ben o kadar kötü bir durumdaydım ki takıma hiçbir faydam dokunmazdı. Bu sırada internetten de araştırdım kemik düzleşmesine lazer tedavisi uyguluyorlarmış. Bende bunu yaptırmak için hemen doktora gittim ertesi gün doktor muayene ederken sırtıma dokunduğunda ” Aaa ne kadar da düzleşmiş sırtındaki kemik ” dedi. Sonra hemen MR istedi. Fakat bu sefer hem belimden hem sırtımdan çektiler. Ertesi gün doktor MR sonuçlarını görünce hemen annemleri aramış ve acilen hastaneye çağırmış. Beni de okuldan almışlardı ( çok iyi hatırlıyorum matematik dersinde tahtada soru çözüyordum nöbetçi öğrenci birden gelip dersten almıştı hemen beni. O gün okuldaki son günümdü bir daha da gidemedim zaten ) . Hemen gittik doktorun yanına, sırtımda bir kitle olduğunu fakat Kastamonu’da müdahale edilemeyeceğini Ankara’da bir araştırma hastanesine gitmemizi söylemişti. Ertesi gün hemen yola çıktık ve doktorun tavsiye ettiği Ankara Eğitim ve Araştırma hastanesine, orada ismini vermek istemediğim bir doktora gittik, cuma günü beni hastaneye yatırdı pazartesi ilk sırada ameliyata gireceğimi söyledi. Bu arada pazartesi günü de bütün sene hazırlandığım okul maçlarım vardı. 23 Aralık 2013 tarihini hiç unutamayacağım bu yüzden. Ameliyattan önce doktor sırtıma platin koyacağını söylemişti ve ameliyatta sırtımı açıp baktığında tümörün çok kötü olduğunu anlayıp kemikten tömürü kazıyıp kapatmış. Sırtımı da öyle güzel dikmişler ki anlatamam yani (!) azıcık dikerken özen gösteririz diye akılları çıkmış galiba çuval diker gibi dikmişler 😡 Her neyse bir hafta sonra patoloji sonucu çıktı ve hemen bir Onkoloji hastanesine gitmemizi söylediler. Tümörümün adı rabdomyosarkom , bir çeşit kemik tümörü. Yıl başını evde geçirdik bu sırada herkes doktor ve hastane araştırmalarına başlamıştı. Çevremizde hiç kimsede böyle bir hastalık olmadığı için herkes şaşkındı. Benim olan bitenden haberim yoktu. Ablam kemoterapi hakkında biraz bilgi sahibi olmuş ve saçlarımın dönüleceğini öğrenmiş. Bu Yüzden saçlarımı kısa kestirmiştik, benimde uzun zamandır aklımdaydı kısa kestirmek zaten. Laf arasında falan saçlarımın birazının dökülüp daha güzellerinin geleceği söyleniyordu ama ben yine de bir şey anlamıyordum. En sonunda basketbol hocamın bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Prof. Dr. Tezer Kutluk hocamın kontrolü altında Hacettepe Onkoloji Hastanesinin çocuk onkoloji kısmında yatarak tedaviye başladım. Doktorum çok iyiydi bu tedavi sürecinin uzun süreceğini fakat sonunda her şeyin düzeleceğini söylemişti. İlk kemoterapi kürüm çok zorlamamıştı yani vücudum çok kuvvetliydi yıllardır yaptığım sporun o kadar çok faydasını gördüm ki. Tabi bu sırada her yerde keltoş çocuklar koştuğu için alışmıştım kel olma fikrine. Saçlar ilk kürden hemen 15-20 gün sonra dökülüyor demişlerdi bende hemen ilacımı alıp eve gelince çocukluk kuaförümü eve çağırmıştım, önce ablamlarla saçımı şekilli şekilli kesip işimiz bitince Hüseyin abiye teslim ettim geriye kalan saçımı. O da saçımı kazıdı. Saçımı kazıtmak bana daha iyi hissetirecekti çünkü elinizi saçınıza atınca tutam tutam elinizde kalıyormuş. Bu daha acı verici bir durum bence. Tabi kişiye göre göre değişir, bazı arkadaşlarıma kazıtmak daha zor geliyordu. Bu sırada hastanede her baktığım kişi de serum ellerinden değil de tişörtlerin altından gidiyordu. Sonradan öğrendik ki adı ‘port’ muş. (Göğsünüzün üstüne yapay bir damar takıyorlar)Doktor onu taktırdığımızda tedavi süresince ilacın oradan gideceğini kanlarımızın falan hep oradan alanıcağını söylemişti. Böylece damarlarımız hiç yıpranmayacaktı ve ilacın deri altına gitme riski olmayacaktı. Hem de damar yolu gerçekten çok iğrenç bir şey bence. Canım port ❤️ . Isteyen taktırıyordu bu portu ama deri altına anesteziyle yerleştirildiği için bazı kişilere ürkütücü geliyordu. Ben hemen taktırmak istedim. Doktor da ameliyathaneden ikinci kemoterapi kürüme gelmeden iki gün öncesi için randevu almıştı port taktırmak için. 2. Kür ilacıma dört gün kalmıştı evde akşam yemeği yiyorduk sonra masadan kalkarken sırtımda bir acı oluştu anlatamam yani. Hayatımda hiç bu kadar acı çekmemiştim. Yürüyemiyordum bu yüzden bizimkiler beni kucakladılar içeri yatırdılar ama hala acı içinde kıvranıyordum. Ambulans çağıralım dediler annemler ama ben gece gece ortalığı ayağa kaldırmaya gerek yok demiştim sabaha kadar gözümü hiç kırmadım ve en sonunda pes edip ambulans çağırıp hastaneye gitmiştik. Doktor MR çekilmesine gerek olmadığını söyledi ve bir ağrı kesici serum takıp beni gönderdi beni çok az rahatlatmıştı ama ben yine de yerimden hiç kalkamıyordum. O halimle beni zar zor arabaya bindirdiler. Babam Tezer Hocayı aramış o da bizi hemen Ankara’ya çağırmıştı. Apar topar gittik ama ben adım bile atamıyordum. Kasılıp kalıyordum sonra bağırabildiğim kadar bağırıyordum. Bu halde doktorun muayenehanesine gittik ve orda da birden kasılınca doktor hemen hastaneye yatmamı söyledi. Yatar yatmaz MR çektiler ve ertesi gün de port ameliyatına girecektim. Daha MR sonucu çıkmadığı için o halde port ameliyatına girdim tabi ameliyattan önce gece aç kalmak zorundaydım. Kısa bir operasyon olduğu için yoğun bakıma girmeden hemen odama geri geldim. Bu Sırada çok yıpranmıştım yerimden kalkmayı geçtim yatarken sağımdan soluma dönemiyordum. E tabi narkozdan etkisiyle hiç bir şey yiyemedim. Ameliyattan akşam 5 gibi geldim saat 7 gibi doktor gelip ” akciğerindeki su ve tümör tamamen gitmiş ilaç işe yarıyor ” dedi. Bizde mutluluktan ağladık tabi hemen akrabalara falan haber verdik. Saat 7.15 te ortopedi doktoru gelip ” seni yarın ameliyata alıcaz ama çok riskli kesin felç olursun ” demeye başlayınca annem hemen adamı kolundan tutup dışarı çıkarmıştı. Sonra annem hemen yine babamları arayıp Ankara’ya çağırmıştı. Üç saat sonra herkes gelmişti e tabi yine yemek yemek yasaktı 12 den sonra. Iki tane yaprak sarması yemiştim sadece. Sabah oldu dediler ki elimizde hiç kan yok acil 6 ünite B(-) kan bulmanız lazım yoksa ameliyata alamayız dediler. Bulmaktan başka çaremiz yoktu çünkü beni ameliyat edecek grubun tek ameliyat günü perşembeydi yani bir hafta beklemek zorundaydım. Neyse birden bir haber geldi ve ameliyata gireceğimi söylediler. Herkes kan aramakla meşgul olduğu için yanımda sadece annem vardı. Anneme dedim ki: “Yoğun bakımdan yarın çıkıp geleceğim sen merak etme.” Ve aynen öyle oldu, ameliyatın ertesi günü odama aldılar ve kaldırıp yürüttüler bile. Bir daha hiç yürüyemiycem sanıyordum ama sonra dünyalar benim oldu. Tabi bu arada 10 kilo falan vermiştim çünkü hiç bir şey yiyemiyordum

Artık rutin bir şekilde kürlerimi almaya başlamıştım, ilaçlar farklılaştığını için hepsinin ayrı bir zorluğu oluyordu. Ve nihayet 6. Kür kemoterapimi aldıktan sonra tümörün ne halde olduğunu görmek için bir MR çektiler ve tümörün çok fazla küçülmediğini daha güçlü ilaçlar vereceklerini söylediler. 3 Kür daha çok ağır ilaçlar aldıktan sonra Kök Hücre nakli oldum (merak edenlere aşağıda linki var) . Kök Hücre nakli Hacettepe de sadece yetişkinlere yapılıyordu bu yüzden doktorum GATA ya gönderdi beni. 18 Aralık tarihinde nakil oldum ve bu benim ikinci doğum günümdü. Her şey normal giderken birden bir hemşireden enfeksiyon kaptım ve çok ağır antibiyotikler aldım. Bu antibiyotikler de iliklerimi baskıladığı için trombositlerim yükselmedi hiç. Kök Hücre 15 günde tutmasına rağmen 3 ay hastanede yattım ve bu süre zarfında ailemden annemden başka hiç kimseyi göremedim. GATA da hiç telefon çekmediği için görüşemiyorduk da kimseyle kolay kolay. Kök Hücre nakli benim için çok zordu yani bir insanın yaşayabileceği en kötü şey bu diye düşünüyorum, yaşamayan bilemez tabi ama Allah düşmanıma bile yaşatmasın. Neyse ki nakilden sonra çekildiğim MR da hiç bir şey çıkmadı. Ama ileride bir daha hastalığımın tekrarlamaması için toplamda 40 iş günü radyoterapi gördüm. Şimdi kısa ve çok tarz saçlarım var. Çoğu doktor durumumu umutsuz görse de doktorum, ailem ve ben asla umudumuzu kaybetmedik. Tedavisi en zor tümör çeşidinin bile üstesinden geldik ve şimdi her şey yolunda. Ben tümörümden daha inatçıydım ve sonuç ortada, yani siz hayatınızdaki ufak tefek şeyleri kendinize dert etmeyin ve karşılaştığınız zorluklarla mücadele etmekten kaçmayın. Hayat bazı şeyleri dert etmek için gerçekten çok kısa hazır hayatınızın değerini anlamanızı sağlayacak kötü bir şey yaşamamışken hayatınızın tadını çıkarın ve kendi halinize şükredin. Bu arada bu hastalıkta kan ve trombosit bağışları bizim için eşi bulunmaz bir hazine gibi. Bağışladığınız kanla hem kendiniz daha sağlıklı oluyorsunuz hem de belki de farkında olmadan birilerinin hayatını kurtarıyorsunuz. Her sağlıklı bireyi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum sevgilerimle… 


Size yabancı gelebilecek olan bazı kavramlar :

Platin : https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Platin

Patoloji : https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Patoloji

Porthttp://www.portkateter.com/port-kateter-nedir/

Kemoterapi : http://kanser.gov.tr/kanser/kanser-tedavisi/37-kemoterapi.html

Radyoterapi : http://www.kanservakfi.com/radyoterapi-nedir–131.html

Rabdomyosarkom ( benimkinin türü alveolar ) : http://www.capanforum.com/Thread-Rabdomyosarkom-tipleri-ve-Tedavisi

MR : https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Manyetik_rezonans_g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCleme

Kök Hücre Nakli : http://www.thd.org.tr/THD_Halk/?sayfa=Kok_Hucre_Nakli


Tedavi Sürecinden bi kaç fotoğraf : 

  

  • Bu fotoğrafta saçlarımı kısa kestirmeye gidiyorduk, kesmeden önceki son hali 

  

  • Bu fotoğraf saçlarımı kemoterapi öncesi son hali.

  

  • Bu fotoğraf ilk kemoterapimden yanımdaki turkuazlı Gizem (ilk oda arkadaşım) diğeri Nilsu. Arkada tam belli olmayan Dilek hemşire ❤️

   

 

  • Bu fotoğtoğraflar ilk kemoterapi sonrası saçlarımı dökülmeden önce kendim kazıttığım zamandan.

   
 

  •  Bu fotoğrafta sırtım yavaş yavaş düzelmeye başlıyordu ( ameliyat yerim ) 

  

  • Bu fotoğrafta port ameliyatından yeni çıkmıştım.

  

  •  Bu da yazımda bahsettiğim tişörtlerinin içinden serum çıkan çocukların benzer versiyonu 

  

  • Kafamın yanında gördüğünüz makine aracılığıyla gidiyordu kemoterapi . Çıkardığı ses bile hastaneden soğumanıza yetiyor 😒

  

  

  • Son olarak bu fotoğrafta benden Kök Hücre toplanıyordu. Boynumdaki port değil katater. Biraz yorucu bir işlemdi 😓

Biraz Geçmiş

12 Mart 1998 tarihinde Kastamonu da dünyaya geldim ve hala Kastamonu da yaşıyorum. Okul hayatıma Ali Fuat Darende İ.Ö.O da başladım 5. Sınıfa kadar orada okudum ve sonra biraz üşengeçliğimin de katkılarıyla evimizin karşısındaki Orhan Şaik Gökyay İ.Ö.O ya geçtim. Aynı zamanda 5. Sınıfta basketbola başladım ( Kastamonu’ya yeni gelen bir polis ile beraber babamın öncülük ettiği bir proje). Bizim zamanımızda SBS vardı her senenin sonunda bir sınava girerdik ve o sınavların ortalaması alınırdı öyle belli olurdu gideceğimiz liseler. Eğitimime destek olması için 7 ve 8. Sınıfta dershaneye gittim. Puan ortalamam 500 üzerinden 430 du. Bana göre yeterliydi çünkü sınavlara çok fazla çalışmıyordum sadece sınava bir ay kala çok sıkı bir şekilde çalışıyordum o da bana yetiyordu 😁 . Gitmek istediğim lise Abdurrahman Paşa Anadolu lisesiydi puanımda yetiyordu. Bu okulu hem basketbol takımının başarısı için nemde Kastamonu da bilinen en disiplinli lise olduğu için istiyordum çünkü ders çalışırken disiplin benim için en önemli şeydi. Her şey gayet güzel giderken 10.sınıfın ikinci döneminde okulu bırakmak zorunda kaldım. Eğitim hayatım boyunca çok aktif ve sosyaldim bu yüzden çok fazla arkadaşım vardı. Eğlenmeyi ve Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok fazla severdim ki en yakın arkadaşlarımda takım arkadaşlarımdı çünkü birbirimizi gördüğümüz kadar evdekileri görmüyorduk. Sürekli antrenmanlarım falan olduğu için ders çalışmazdım genelde yazılılara bir gün öncesinden çalışırdım fakat şimdi için aynısını söylemem. Üniversiteye giriş sınavı için düzenli çalışma planları yapıyorum, henüz başlamadım ama çok yakında başlayacağım sadece elime yeterli kaynakların geçmesini bekliyorum 😁 Eğitim hayatımdan biraz bahsettim aşağıdaki de benim bulabildiğim bir kaç küçüklük fotoğrafım   

  • Ilk fotoğrafta 3 yaşındaydım 👶🏻
  • 2. Fotoğrafta ilk okula yeni başlamıştım 
  • 3. Fotoğrafta ilk okul 3. Sınıftaydım
  • 2. Sıranın ilk fotoğrafı 6. Sınıftaki halim 
  • 2. Sıranın ikinci fotoğrafı 7. Sınıftaki halim 
  • 2. Sıranın son fotoğrafı 10. Sınıftaki halim 

 

Kısaca Ben

Merhabalar bu benim ilk blogum. Neler yapmam gerektiğini yavaş yavaş anlayacağım fakat şimdilik daha yeni çözmeye başlıyorum öncelikle kendimden bahsedeyim 17 yaşındayım , Kastamonu’da yaşıyorum. Iki yıl önce kansere yakalandım ama şimdi iyiyimm ☺️💪🏻 kansere yakalandığım için liseyi ikinci sınıfın yarısında bırakmak zorunda kaldım. Okulumu dondurmak zorunda kalınca açık öğretim lisesine geçtim. Ama açık öğretim lisesi bana daha kolay geldi ( çünkü açık liseden okulu 1 senede bitirebiliyorum 😁 ) . Kanserden falan bu kadar bahsetmemin sebebi kendimi acındırmak falan değil sadece bu hastalıktan sonra hayatım tamamen değişti. Bu blog da yeni hayatımın ilklerindenn. Önceden olsa böyle bir şey yapmazdım galiba Saçma bulurdum ama şimdi çok fazla boş vaktim olduğu için ve çok fazla şey yaşadığım için bunları herkesle paylaşmak istiyorum. Yazmaya başlamadan önce yazacak bir şeyler bulamayabilirim diye korkuyordum ama şuanda yazarken bile aklıma bir sürü şey geliyor. Bu blog kendimden kısaca bahsetmekle geçecek, öbür bloglarımda yavaş yavaş beni tanıyacaksınız. Alt tarafı 17 sene yaşadım elbet yaşadıklarımla ilgili şeyler bir gün bitecek bu yüzden bazen güncel meseleleri bazen yeni aldığım kıyafetleri bazen benim için değerli olan şeyleri bazen de ailemden bahsedeceğim yani bilemiyorum aklıma ne gelirse paylaşacağım. Blog neymiş ne değilmiş yavaş yavaş her şey daha eğlenceli olacaktır. Başlangıç için idare eder gibi galiba diğer yazılar için takipte kalın 👋🏻👋🏻👋🏻👋🏻👋🏻